Hakkımda

Canan Akyüz

Almanca ve İspanyolca öğreten çok dilli bir dil koçuyum. İsviçre'de büyüdüm; dili, kültürü ve yeni bir hayata uyum sürecini önce kendi içimde, sonra yıllar boyunca öğrencilerimle birlikte yaşadım. Bugün yetişkinlere, anlamaktan konuşmaya geçebilecekleri sakin, net ve içeride güvenli hissedilen bir öğrenme alanı kuruyorum.

Dil KoçuAlmanca · İspanyolcaDSD · Goethe · telc · ÖSD · TestDaF · DSH · DELEBirebir Online
Eğitim ve sertifikalar

Akademik ve pedagojik temel

  • İstanbul Üniversitesi — İspanyol Dili ve Edebiyatı Mezunu
  • Pedagojik Formasyon — İstanbul Üniversitesi
  • Goethe-Institut DLL (Deutsch Lehren Lernen) Sertifikası
  • İsviçre'de büyüyen iki dilli eğitimci
Deneyim

Sahadan gelen bir bilgi

10+ yılÖğretmenlik deneyimiYetişkin ve genç öğrencilerle bireysel çalışma
5 uluslararası sınavSınav hazırlığıDSD · Goethe · telc · ÖSD · TestDaF · DSH
Yetişkin & çocukGeniş yaş aralığıHer iki yaş grubunda aktif çalışma
Öne çıkanlar
01

İsviçre'de büyüyen bir kulak

Almanca benim için ders kitabından değil, sokaktan, okuldan ve günlük hayattan geldi. Bu yüzden ana dile yakın bir rahatlıkla öğretebiliyorum.

02

Akademik temel

İstanbul Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı mezunu; pedagojik formasyon ve Goethe-Institut DLL eğitimli. Yıllardır farklı yaş grupları ve yetişkinlerle birebir çalışıyor; sınav, vatandaşlık süreçleri ve CCSE desteği de deneyimimin içinde.

03

Sınav deneyimi

Almanca tarafında DSD, Goethe, telc, ÖSD ve TestDaF; İspanyolca tarafında DELE (B2'ye kadar) için kişiye özel hazırlık.

04

Anlıyorum ama konuşamıyorum

Yıllarca dil çalışıp bu eşikte kalmış öğrencilerle özellikle çok çalışıyorum. Mesele çoğu zaman bilgi değil, ritim ve cesaret.

01

Çok dilli bir hayatın içinden

İsviçre'de büyüdüm. Almanca, küçük yaşta önce kulağıma, sonra hayatıma yerleşti. Türkçenin sıcaklığı evden geldi; Almancanın yapısı okuldan, sokaktan, arkadaşlıklardan; İspanyolca ise üniversitede sevdiğim bir dil olarak başladı ve yıllar içinde ikinci dilim oldu.

O yüzden dil benim için hiçbir zaman sadece bir 'ders' olmadı. Aynı zamanda bir uyum, bir kimlik genişlemesi, bazen de bir sığınak oldu. Bugün öğrencilerime aktarmaya çalıştığım şey bu çok katmanlı deneyim: bir dili sadece doğru değil, kendi tonunda konuşabilmek.

02

Süreci içeriden bilmek

Ben de bir dili sıfırdan öğrenip içine yerleşmek nasıl bir şey, bunu kendi içimde yaşadım. Anlıyor olup da söyleyememenin sessiz sıkışmasını, yeni bir kültürün ritmine uyum sağlarken hissedilen yorgunluğu, hata yapmaktan duyulan o ince çekingenliği — bunları akademik olarak değil, kendi hayatımda tanıdım.

O yüzden öğrencilerin yaşadığı duygusal ve pratik zorlukları çoğu zaman daha söylenmeden fark edebiliyorum. Bu, derste hem tonu hem de sabrı kendiliğinden belirliyor: çünkü bildiğim kadarıyla, dil ancak kendini güvende hissettiğinde gerçekten konuşmaya geçiyor.

03

Kültürler arasında büyümek

İsviçre'de büyümek, küçük yaşlardan itibaren iki kültür arasında durmayı öğrenmek demekti. Evde Türkçenin tonu, dışarıda Almancanın yapısı; iki ayrı düşünme biçimi arasında gidip gelmek. Zamanla bunun bir yük değil, bir avantaj olduğunu gördüm.

Dil değiştirmek, çoğu zaman insan değiştirmek gibi de hissedilir. Hangi kelimeyi seçtiğimiz, nasıl sustuğumuz, neyi nereye sakladığımız değişir. Bu yüzden derslerimde sadece doğru cümleyi değil, öğrencinin o dilde nasıl 'kendisi' kalabileceğini de düşünüyorum. Çok kültürlü büyümenin bana bıraktığı en kalıcı şey bu oldu sanırım.

04

Dilin gerçekten ne olduğunu anladığım an

Bir dili yıllarca yaşadıktan sonra fark ettim ki dil, kelimelerin toplamı değil. Bir tonun içine girmek, bir mizahı anlamak, bir sessizliği doğru yerde bırakabilmek. Bunu bir anda öğrenmedim; uzun bir süreçte, küçük anlarda yerleşti.

Bu yüzden öğrencilerime sık sık şunu söylüyorum: 'Mükemmel cümle' diye bir hedef yok. Olan şey, kendinizi içinde tanıyabildiğiniz bir cümle. Geri kalanını dil zaten kendiliğinden taşır.

05

Eğitimim ve öğretmenlik geçmişim

İstanbul Üniversitesi İspanyol Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Sonrasında aynı üniversitede pedagojik formasyonumu tamamlayarak, dilin sadece yapısını değil, onu bir başkasına nasıl sunabileceğimi de öğrendim.

Mezun olduktan sonra bir süre özel okullarda çalıştım. Farklı yaş gruplarıyla iç içe olmak, motivasyonun, dikkatin ve iletişimin aslında ne kadar farklı işlediğini gözlemlememi sağladı. Bazen bir öğrenciyle oyun kurmak gerekiyordu, bazen sessizce dinlemek. Bu gözlemler, sonraki yıllarda birebir çalışırken her kişinin kendi hızında ilerlemesine nasıl alan açabileceğimi öğretmeye başladı.

Yıllardır yetişkinlere Almanca ve İspanyolca özel ders veriyorum. Öğrencilerim yurtdışına hazırlanan gençlerden, kariyerinde yeni bir adım atan yetişkinlere, sınav adaylarına kadar çeşitli profillerden geliyor. İspanyolca tarafında vatandaşlık ve kültürel süreçler için öğrenciler hazırladım; CCSE sınav desteği de bu deneyimin doğal bir parçası oldu. Almanca tarafında ise Goethe-Institut'un Deutsch Lehren Lernen (DLL) eğitimini tamamladım. Bu süreç, iletişim odaklı ve öğrenci merkezli yaklaşımımı daha da derinleştirdi.

Benim için öğretmek, bilgiyi aktarmaktan çok, öğrencinin kendi sesini duymasına yardımcı olmak. Öğrenme psikolojisini ve iletişimdeki güveni uzun yıllar gözlemleyerek öğrendim. Bir insan ancak kendini güvende hissettiğinde dil üretebiliyor; ben de derslerde önce bu alanı açmaya çalışıyorum.

06

Üniversite yılları: dile edebiyatla bakmak

Üniversite yılları benim için sadece bir bölüm bitirmek değildi. Edebiyat üzerinden dile bakmak — bir kelimenin neden o yere konduğunu, bir cümlenin neden o ritimde aktığını anlamaya çalışmak — sonraki bütün öğretmenliğimin temelini kurdu.

O yıllar bana şunu öğretti: bir dili 'biliyor olmak' başka bir şey, bir dili sevebilmek başka bir şey. Bugün derslerimde teknik kadar bu sevgiyi de aktarmaya çalışıyorum; çünkü öğrencinin o dile küçük bir bağ kurması, çoğu zaman ilerlemenin asıl motoru oluyor.

07

Birlikte çalıştığım öğrenciler

Yıllar içinde çok farklı profillerle çalıştım: yurtdışında okumaya hazırlanan gençler, üniversite öğrencileri, kariyerinde yeni bir adım atan yetişkinler, sınav adayları, uluslararası eğitim için hazırlanan öğrenciler. Her birinin ritmi, motivasyonu ve sıkıştığı yer farklıydı.

Bu çeşitliliğin bana öğrettiği şey net: 'tek doğru yöntem' diye bir şey yok. Olan şey, doğru sorulan birkaç soru ve ona göre kurulan bir plan. Geri kalan, sabır ve düzenli çalışmayla zaman içinde yerine oturuyor.

08

“Anlıyorum ama konuşamıyorum” eşiği

Bu cümleyi yıllar içinde defalarca duydum. Çoğu zaman arkasında bilgi eksikliği değil, bir tereddüt vardı: hata yapma kaygısı, kendini olduğundan daha az yetkin hissetme, susmayı konuşmaktan daha güvenli bulmak.

Derslerimin önemli bir kısmı bu eşiği yumuşatmak üzerine kurulu. Önce konuşma alanını küçültüyoruz: kısa, taşınabilir, gerçek hayata yakın cümleler. Sonra alan kendiliğinden genişliyor. Bir noktada öğrenci farkına bile varmadan, daha önce söyleyemediği şeyi söylemiş oluyor — bence işin en güzel anı bu.

09

Almanca: sınav hazırlığı ve gerçek kullanım

Almanca, en güçlü öğretim dillerimden biri. DSD, Goethe (A1–C2), telc, ÖSD ve TestDaF için yapılandırılmış, sınava ve öğrenciye göre kişiselleştirilmiş hazırlık veriyorum.

Ama çalıştığımız şey sadece bir sınav değil. Sınav, doğru hazırlandığında dile gerçek anlamda yerleşmenin bir kanıtı oluyor. Yazma, konuşma, dinleme ve okuma her hafta birlikte ilerliyor; modül stratejisi de bu omurganın üzerine kuruluyor.

10

İspanyolca: günlük hayat, seyahat ve DELE

İspanyolca derslerinde gerçekçi bir çerçeve tercih ediyorum. A1'den B2'ye kadar; günlük yaşam, seyahat, iletişim, doğal bir gramer temeli ve hedefe göre DELE hazırlığı odakta.

Amaç İspanyolcayı bir 'kurs konusu' olarak değil, kullanılabilir bir dil olarak inşa etmek. Üretim erken başlıyor, yapı bağlam içinde geliyor; öğrenci kısa sürede 'bunu söyleyebiliyorum' hissini tadıyor — bence asıl motivasyon oradan geliyor.

11

Öğretim yaklaşımım

Sadece gramer üzerinden çalışan bir öğretmen değilim. Çoğu öğrenci aslında gramerden çok konuşurken organize olmakta zorlanır — bu yüzden derslerim yapı, aktif kullanım, geri bildirim, yazma, konuşma ve (varsa) sınav stratejisini bir bütün olarak ele alır.

Her öğrencinin öğrenme ritmi farklıdır. Birinin haftada üç kere kısa pratik yapması gerekirken, bir başkasının iki yoğun saate daha rahat tutunduğunu görüyorum. Bu yüzden her süreç için ayrı, net bir plan kuruyoruz — ve plan, gerektikçe birlikte revize ediliyor.

12

Psikolojik olarak güvenli bir öğrenme alanı

Bir dil ancak güvenli hissedildiği yerde gelişir. Yargılanmadığını bilen bir öğrenci hata yapmaktan korkmaz; korkmadığında üretmeye başlar; ürettikçe de aslında bildiği ama söyleyemediği şeyleri yavaşça açığa çıkarır.

Bu yüzden dersin tonu benim için tekniğin önünde geliyor. Sakin bir ses, acelesi olmayan bir ritim, soruyu küçük görmeyen bir karşılık — bunlar süslü değil, temel. Öğrenmenin gerçekten oturması için ihtiyacımız olan ilk şey, bence bu.

13

Dersleri farklı kılan ne?

Belki en önemli fark, dersin merkezine 'öğrenciyi' koymam. Hangi kitabı bitirdiğimiz değil, sizin için neyin değiştiği önemli. Her ders sonunda net bir çıktı oluyor: ne pekişti, neyi tekrar etmek lazım, sıradaki adım ne.

Konuşmaya başlamak için 'hazır' olmayı beklemek yerine, hazırlanmak için konuşmaya başlıyoruz. Hatalar süreç içinde sessizce yerine oturuyor.

14

Yıllar içinde öğrendiklerim

Yıllar geçtikçe öğretmenin tekniğinden çok, taşıdığı tonun belirleyici olduğunu gördüm. Bir öğrenci derse rahat geliyorsa, hata yapmaktan utanmıyorsa, sorduğu soruda küçümsenmediğini biliyorsa — öğrenme kendiliğinden başlıyor. Geri kalanı yöntem meselesi.

Bu yüzden hızdan çok süreklilik, baskıdan çok açıklık, dramatik ilerlemelerden çok küçük ve sağlam adımlar peşindeyim. Bir dil, sabırla içinize yerleştiğinde gerçekten sizin oluyor. Bunu birlikte deneyimlemek, bu işin en sevdiğim tarafı.

15

Birlikte çalışırsak

Eğer 'anlıyorum ama konuşamıyorum' eşiğindeyseniz, yurtdışı için bir sınava hazırlanıyorsanız ya da İspanyolcayı sıfırdan ama sağlam başlatmak istiyorsanız, önce kısa bir tanışma sohbetiyle başlayabiliriz. Acelesi yok — orada hem hedeflerinizi konuşuyoruz hem de size uygun bir yolu birlikte düşünüyoruz.

Uygun görürseniz: hello@cananakyuz.com adresinden ya da WhatsApp'tan kısa bir mesaj yeterli. Karar tamamen size kalıyor.

S.S.S

Sıkça sorulan sorular

Birlikte bakalım, size uygun mu?

Kısa bir tanışma sohbeti yapalım — WhatsApp'tan ya da hello@cananakyuz.com üzerinden. Karar tamamen size kalıyor.