Çocuk için dil, önce duygudur
Bir çocuk bir dilde kendini güvende hissediyorsa, o dil ona açılır. Kaygı duyduğu bir dilde ise içine kapanır.
İlk yıllarda kazandığımız 'güvenli mi, değil mi' duygusu, dilin ileride sahiplenilip sahiplenilmeyeceğini büyük ölçüde belirler.
Baskı kısa vadede işe yarar, uzun vadede yorar
Yoğun ödev, sürekli düzeltme, sınav baskısı kısa vadede notları yükseltebilir. Ama çoğu zaman çocuk dile karşı sessiz bir mesafe geliştirir. Ergenlikte bu mesafe, dili tamamen bırakmaya dönüşebilir.
Çocuk için dil, önce bir duygudur; sonra bir bilgi.
Güvenli yapı, sınırsızlık değildir
Güvenli demek, kuralsız demek değildir. Çocuk net bir yapı, sakin bir ton ve hatasının yargılanmayacağı bir alan bulduğunda en sağlam ilerlemeyi yapar.
Velinin işi sürekli kontrol etmek değil, bu güveni korumak; öğretmenin işi ise çocuğun ritmiyle gerçekten birlikte yürümektir.
Velinin sessiz rolü
Velinin dil öğrenmedeki en güçlü rolü çoğu zaman söylediği şey değildir — sessizce yanında olmasıdır. 'Bugün ne yaptınız?' sorusunun yerine, çocuğun bir cümle paylaşmasına alan açan kısa bir ilgi, dile karşı sıcaklık yaratır.
Çocuk dil hakkında değil, dilin içinde konuşulduğunu hissettiğinde, onu kendi alanı olarak benimser.
“Çocuk bir dilde güvende hissederse, o dil ona ömür boyu açılır.”
Velilerle yıllar içinde fark ettiğim şu: çocuk evde dile karşı sakin bir ilgi gördüğünde, derste de o dili çok daha kolay sahipleniyor.
— Canan Akyüz

